' Sağlık bloğu '
Bel bölgesindeki yağların pek çok kadının güzelliğine gölge düşürdüğünü belirten uzmanlar, bel çevresi yağlanmasının nedenleri ve çözüm yolları hakkında bilgiler verdi.

Pek çok kadın düşük bel pantolonlardan taşan ve dar kıyafetlerde kötü bir görünüm veren bel çevresi yağlarından şikâyetçidir. Hem görsel açıdan hem de pek çok hastalığa zemin hazırlaması nedeni ile bel çevresi yağları önemsenmeli, sağlıklı beslenme programı ve egzersiz ile önlenmelidir.

Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, “Bel çevresi yağlanmasının nedenleri, abdominal yağlanmanın ölçülmesi ve çözüm yolları” hakkında bilgi verdi.

“Bel çevrem kalınlaştı, göbeğim yağlandı, kilo veriyorum fakat göbeğim hiç gitmiyor” gibi cümleler kilo sorunu olan- olmayan herkesin yaşadığı ve şikâyet ettiği dönemlerde dilden düşmeyen cümlelerdir. Kalıcı tedavinin diyet tedavisi olduğu kabul edilmesi gereken bu tip yağlanma, aslında birçok kronik hastalığın oluşmasında etkin bir rol oynamaktadır.

Ayrıntılı vücut analizi bel çevresi yağ dağılımı ve miktarı hakkında 1 dakikada bilgi verir. Yapılan ölçümler sonucunda kişinin genel yağ yüzdesi, yağ kütlesi, bölgesel olarak yağ ve kasın dağılımı, bel kalça oranı baz alınarak yağlanmayı azaltacak diyet planlanır.

Bel çevresi geniş olan kişilerde kronik hastalıkların görülme sıklığı yüksektir!

Özellikle metabolik sendrom, dislipidemi, kardiyovasküler hastalıklar ve tip 2 diyabetin sık gözlendiği bu kişilerde bu yağlanmayı azaltmak için doktor ve diyetisyen kontrolü şarttır. Çünkü bu kişilerde oluşan hormon bozukluklarında ilaç tedavisi gerekebilir. Diyet tedavisi bel çevresi yağlanmasını azaltır bu rahatsızlıkların oluşum riskini ortadan kaldırın.

Panik atağı yenmek için melissa ve papatya çayı
Yeme içme alışkanlıkları panik atağı yakından ilgilendiriyor.Panik atak hastaları tok karnına yatmamalı, aç kalmamaya özen göstermeli. Hastalar bol bol somon yiyip melissa ve papatya çayı gibi sakinleştirici içecekler tüketmeli.
Panik ataklı biri hamile kalabilir mi?
Elbette. Fakat bu süreç bazıları için güç olabilir. Öte yandan birçok panik ataklının hastalığının hamilelik sürecinde azaldığı da görülmüştür. Çocuk sahibi olmak isteyen hastalarımla ben şöyle bir yol takip ediyorum: Önce hastalığını tedavi edip 6 ayda tam düzelmenin olmasını ve ilacı kesme aşamasına gelmesini sağlamaya çalışıyorum. “Düzeldim” diyebilmek için hastalıkla ilgili hiçbir belirti ve şikayetin olmaması ve bu durumun da en az 6 ay devam etmesi gerekir. Bu aşamada hasta, çocuk sahibi olmak için hazırdır. Hastalık tam düzelmediği halde kişi çocuk sahibi olmak istiyorsa ya da kazara hamile kalmışsa bu kez şöyle bir yol izliyorum:
Kullanılan ilaçlar hamilelik için zararlıysa, kademeli olarak azaltıp kesiyorum. Hastayı terapi ve doğal yöntemlerle tedaviye alıyorum.


Hamile hastamız hiçbir şekilde ilaç kullanmak istemiyorsa, ona da bu yöntemi uyguluyorum.
Kendilerini 15 gün arayla terapiye almamın yanı sıra, arzu ettikleri an bana ulaşma imkanları olduğunu bildiriyorum.
Kullanılan ilaç doğacak çocuk için zararlı değilse ve hastamız da ilaç kullanmaktan geri çekilmiyorsa, ilacı kullanmaya devam ediyoruz. Sadece ilacın dozaj mı düşürüyorum.
Mutlaka ilaç kullanılması gerekiyorsa, hamilelikte sakıncalı olmayan ilaçları öneriyor ve tedaviyi terapiyle destekliyorum.
Panik atağı durdurmak için önerileriniz nelerdir?
Elinizi dirseklerinize kadar soğuk suyun içine koyun. Bu mümkün değilse bol soğuk suyla elinizi yüzünüzü yıkayın.
■ Dondurma yiyin yoksa soğuk/buzlu bir içecek için.
20 saniye kadar kulaklarınızı patlatmaya çalışırcasma, burnunuzu kapatıp üfleyin. Böylece çarpıntı azaltılabilir.
■ Panik anında sık sık nefes alma yerine, derin nefes alıp içinizde tutun, 6′ya kadar sayıp sonra üfler gibi nefesinizi verin. Bu derin nefes alıp yavaşça vermeyi 10 kere tekrarlayın.
Panik anındaki sık nefes alma vermeler kan kimyasını bozar. Kandaki kalsiyum proteinlere bağlanır; bu yüzden uyuşmalar, kasılmalar yaşayabilirsiniz. Kendinizi sıkmayın,kasmayın. Bırakın panik akıp gitsin, muhatap almayın. “Seni tanıyorum, bana bir şey yapamazsın. Daha önce yapamadığın gibi” diye kendinize telkinde bulunun. Kendinizi kontrol ettikçe, kastıkça stresinizin artacağını unutmayın.
Bulunduğunuz toplantı, davet, ibadet yerlerinde, toplu taşıma vasıtalarında, kendi aracınızda nöbet yaşadığınızda şöyle düşünün: “Panik atak yaşamak bir eksiklik, zaaf değildir. Asla küçük düşürücü bir şey değildir. Sıkıldığım an dışarı çıkabilirim. Hava almaya ihtiyacım var, başım döndü, bulantım var, lavaboya kadar çıkacağım diyebilirim. Araçlardan istediğim zaman inebilirim. Kendi aracımı istediğim yerde bırakabilirim. Bu çok normal bir durum; gerektiği için bunu yapıyorum. Kimseyi rahatsız etmek gibi bir düşüncem yok. Herkesin basma acil durumlar gelebilir. Anlayışlı olmak gerek”.
Panik atak yaşayanların çoğu söz konusu ortam ve durumlarda “Aman, paniğim tutmasın” diye dua eder ve tetikte bekler. Oysa, az önce söylediğim gibi düşünüp o şekilde davranırsanız, kendinizi “kapana sıkışmış” psikolojisinden kurtarırsınız. Büyük bir olasılıkla kendinize bu rahatlığı, hareket serbestliğini sağladığınız için panik atak da yaşamayacaksınız. Panik atağın öncü belirtileri başladığında “Eyvah, yine geldi, ne yapacağım?” demeyin. “Kontrol bende, bunlar adrenalin yükselmesinin yarattığı bedensel belirtiler. Adrenalinimi durdurabilirim” deyin ve ona emir verin. Kendinizden emin ve güvenli bir sesle “Ey adrenalin! Geldiğin yere geri dön ve panik yapma!” diye söylenin.
Panik atağı tetikleyeri yiyecek ve içecekler var mı?
Koyu çay,   Kahve, Kolalı içecekler,   Alkol (başlangıçta rahatlatır, sonraları paniği artırır),
Aşırı sigara içimi, Esrar, ‘Ecstasy’, kokain,   Aşırı yemek yemek,
Özellikle tatlı yiyecekler. Çünkü kan şekerini aniden yükselttiğinden şekeri düşüren insülin hormonunu aşırı salgılatır ve kan şekerini aniden düşürüp paniğe sebep olabilir. Düzensiz ve tek yönlü beslenmeler, Uzun süre aç kalmak,   Yemeklerden sonra hemen uyumak,   Vitaminden yoksun yiyecekle beslenmek,
Aşırı ve hızlı kilo vermek-rejim yapmak. Bu durum vücut kimyasını bozarak paniğe depresyona yol açabilir. Ayda en fazla 2-3 kilo verecek şekilde diyet yapılmalıdır.
Günde toplam 8-10 bardak su, soda, taze sıkılmış meyve suları için.
Günde 5 adet değişik ve özellikle o mevsimde olan meyvelerden yiyin.
Günde 3 öğün yerine 5 öğün, ama az az yiyin.
■ B vitaminlerinin sinir sistemini güçlendirdiği ve beyindeki serotonini arttırdığı, adet öncesi gerilimi azalttığı biliniyor. Bu nedenle kepekli buğday ekmeği yemek; mercimek, nohut, fasulye, bezelye, barbunya tüketmek faydalıdır.
Sütlü ve meyve tatlılarını tercih edin.
Meyve ve tatlıları yemekten 2 saat önce ya da sonra yiyin.
Çay tüketimini günde 5-6 bardakla sınırlayın ve açık çay için.
Panik ataklar kontrol altına almdıktan sonra günde 1 fincan kahve içüebilirsiniz.
Her gün mutlaka bitkisel çay için. Özellikle panik atak ve kaygı giderici özelliği olan melisa, papatya gibi bitki çaylarından günde 3 fincan için.
■Omega-3 ve Omega-6 bakmamdan zengin olan ton balığı ve somon tüketin.
Ev ve işyerinizde lavanta bulundurup, ondan yaydan rahatlatıcı kokuları içinize çekin. Güzel kokular ve bazı müziklerin gevşetici ve huzur verici gücü var.
zayiflama