' Sağlık bloğu '
Cinsel Gücü Arttırıcı Şifalı bitkiler ve Besinler

Bu bitki ve baharatları tüketen çiftler, birbirlerine daha çok zaman ayırmak (!) isteyecek… Çünkü, cinsel gücü artıran bu bitkiler, oldukça güçlü etkiler yaratıyor…
* Tarçın: Hormonları çalıştırır ve cinsel gücü artırır. Bir bardak suya bir
kahve kaşığı atılıp çay gibi içilebilir. Sütlü tatlıların üstünde kullanmayabilirsiniz.
* Ay çekirdeği: Cinsel arzuyu artırıyor ama sivilce ve kilolarda da artışa neden oluyor. Birinden birini seçeceksiniz!
* Yulaf ezmesi: Özellikle kadınlarda cinsel isteksizliği giderir. Hormonları düzenler ve vücut direncini artırır. Her sabah sütlü yulaf ezmesinin içine isterseniz ceviz, fındık, antepfıstığı koyabilirsiniz. Bu kuvvetli öğünle gününüzü daha kolay geçirebilirsiniz.
* Üzerlik tohumu: C insel gücü artırır, hamileliği kolaylaştırır. Ezilmiş tohum günde 1-2 gr. bala karıştırılarak yenir veya doğrudan suyla içilebilir.
* Kırmızı ve yeşil acı biber, karabiber: Hep tatlılar bu etkiyi yapacak değil ya, inanamayacaksınız ama acı da cinsel isteği kamçılar…
* Sarmısak: Tüm hormonları çalıştırır. Çiğ olarak yenmesi tavsiye edilir.
* Roka: Yeşil sebzeler içinde bu anlamda en değerlisi rokadır. Yalnız balık yanında değil, salatalarda da kullanmalısınız.
* Zencefil: Tüm vücudu uyarır, bedenen ve ruhen güç kazandırır. Kurabiye ve tatlılarda da kullanılabilir.
* Kekik ve nane: Özellikle kadınlarda bütün kadınlık hormonlarının düzenli çalışmasını sağlar ve vücudu güçlendirir.
* Hardal, kimyon, kişniş: Bütün hormonları çalıştırır ve sinirleri de kuvvetlendirir.
* Vanilya: Hem bedeni, hem de sinirleri güçlendirir, cinsel gücü artırır. Tatlı ve keklerde bol bol kullanılabilir.
* Isırgan tohumu: İşte ufak bir mucize. Bir kilo bal ile 100 gr. ısırgan tohumunu karıştırın ve her gün bir kaşık yiyin. Bomba gibi hissedeceksiniz.
* Arı sütü, bal ve polen karışımı: Bu karışım hem hücrelerinizi yeniler, hem de yaşınız ilerlese de cinsel gücünüzü yerinde tutar.
Uzun yaşamak için yapmanız gerekenler
Kim istemez ki uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek. Tabi sadece istemek yetmiyor. Uzun yaşamak için yapmanız gerekenleri biliyor musunuz ?

İşte maddeler halinde uzun yaşamak için yapmamız gerekenler;

1- Neşeli, bolca gülen insanlar, diğer insanlara oranla daha az stresli oldukları için stres hormonu salgılamaları da azdır. Klinik araştırmaları göstermiştir ki ağır hastalarda yaşama şansı yüzde 31 civarında daha fazladır.
2- Vitamin deposu meyve ve sebzeler yemeye gayret edin.
3- Dişleriniz bakımlıysa damar ve bağışıklık sisteminiz güçlenir.
4- Her gün en az yarım saat çok sevdiğiniz ve yanında olmaktan keyif aldığınız bir arkadaşınızla sohbet edin. Birlikte yürüyün.
5- Sebze ve meyve tüketiminde sürekli aynı renkleri tercih etmeyin. Unutmayın ki ne kadar farklı renklerde meyve ve sebze tüketirseniz o kadar anti-oksidan almış olursunuz.
6- 20 – 40 yaşları arasında fazla kilo almamaya gayret edin. Aldığınız her kilo yüzde 10 oranında kan basıncınızı arttırmaktadır.
7- Check-up yatırmayı unutmayın. Belli aralıklarla testlerinizi yaptırın.
8- Sinirlenmemeye gayret edin. Stresi azalmak için melisa oğul otu tüketmeniz etkili olabilir.
9- Düzenli uyuyun, uyku saatlerinizi geçirmeyin. Unutmayın ki her gün uyuyacağınız 7-8 saatlik uyku bir çok hastalığı önler ve bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Uyuduğunuz odanın havadar ve serin olması da sağlığınız için çok önemlidir, unutmayın.
Masaj teknikleri nelerdir ve kaç çeşide ayrılır

Masaj, kişiden kişiye değişiklik arzetmektedir. A kişisine uygulanması gereken masaj ile B kişisine uygulanması gereken masaj değişik olabilir.

Temel Masaj Teknikleri
Günlük yaşamın getirdiği stresi atarak rahatlamak mı istiyorsanız. O zaman size temel masaj teknikleri faydalı olabilir. Genel kapsamlı masaj teknikleri arasında İsveç, Rolfing ve Derin Toku tekniklerini sayabiliriz.

Özel Masaj Teknikleri
Vücudun genelini kapsayan masaj teknikleri her kişiye uygun olmayabilir. Bazı kişilerin vücutlarında hassas bölgeler olabilir. Kişinin vücut yapısına uygun bölgesel masaj yapılabilir. Bu tekniklere örnek olarak akupunktur, şiyatsuyu, vatsuyu, reikiyi, hidroterapiyi, refleksolojiyi, trageriyi sayabiliriz.


Derin Doku Masaj Tekniği
Kaslarımız strese bağlı olarak, tükettiğimiz gıdaları ve oksijeni engelleyerek, kas dokularımızda toksin ihtiva eden iltihaplanmalara sebep olabilir. Derin Doku adı verilen mesaj tekniği, sorunun kaynağına inerek birbirine bağlı kas yapılarını harekete geçirir, kan dolaşımı rahatlar ve oksijen vücutta rahatça dağılır. Masaja bağlı olarak bir çok toksin gevşediği için bunların vücuttan atılımı da kolayca gerçekleşir. Bu noktada şu husus unutulmamalıdır ki, bu masajı yaparken bolca su tüketmek toksinlerin atılmasında oldukça faydalıdır.

İsveç Masajı
Masaya uzanarak yapılan masaj tekniğinin temeli İsveç Masajı’dır. Masaj eğitimi alan kişiler ilk olarak bu masajı öğrenmektedirler. İsveç Masajında hedef vücudun hassas noktalarını harekete geçirerek rahatlamayı sağlamaktır. Boyun ve omuzlar vücudun en ağır yükünü taşıyan yerlerindendir. Buraya uygulanan güçlü darbeler ile rahatlama sağlanır. Hassas bölgelerde ise daha yumuşak hareketler ile gevşeme sağlanır.
Sinir hastalığı belirtileri nelerdir ?

Bilinç düzeyinin saptanması: Hasta uyanık ve çevreden haberdar mı, uıyku hali (stupor), şiddetli uyaranlara cevap alınamaması (koma) tablosu var mı, değenlendirilir.

Mental durumun (Bilinç içeriği – bilinç değerlendirmesi): Hastanın yer ve zaman uyumu(oryantasyon), konuşması, uzak ve yakın hafıza durumu, zeka ve düşünce içeriği ruh hali anemnez alınırken değerlendirilmeye başlanır.

Hastanın duruş ve yürüyüşünün değerlendirilmesi: Ekstremitelere ait bir motor bozukluk, denge bozukluğu vb. olup olmadığı değerlendirilir. Duruma göre fonksiyonların ayrıntılı muayenesi yapılır.

Kafa çiftlerinin muayenesi: Görme keskinliği ve görme alanı değerlendirilir. Göz dibi, damarlar, papilla anomalileri, ışık refleksi, göz hareketleri, çene ve yüz hareketleri, işitme ve konuşma fonksiyonu, tat alma, koku alma, yutma ve solunum şekli teşhiste önemli bulgu verir.

Motor sistem muayenesi: Kasların gücü, tönüsü, büyüklüğü (atrofi ve hipertofi), istemsiz hareketlerin varlığı değerlendirilir. Ellerin açılıp kapatılması, kol ve bacak hareketlerin yaptırılması, kaslarda atrofi, deride trofik bozukluklar (döküntü, kuruluk, kabuklanma) değerlendirilir.

Duyu muayenesi: Ağrı, ısı, vibrasyon (titreşim), cisimleri-objeleri tınama, derin bilinçsiz duyunun değerlendirilmesidir. El duyu muayenesi, avuç içi tarafında küçük parmak ve işaret parmağı uyarılarak yapılır. Ayak duyu muayenesi:; ayak tabanın baş parmak ve ayak sırtının dış yan tarafı uyarılarak yapılır.
Grip Aşısını Kimler Yaptırmalıdır

Grip aşısını herkes için düşünemeyiz. Çeşitli insanlarda yan etkilere neden olabilmektedir. Özellikle santral sinir sistemiyle ilgili rahatsızlığı olan insanları etkileyebilmektedir. Bu nedenle sadece risk grubunda olan insanlara grip aşısı tavsiye edilmektedir.

Özellikle 65 yaş üstünde olan yaşlı insanların bağışıklık sistemleri çok zayıf olacağından , onlar risk grubu içerisinde yer almaktadırlar.Yaşlıların kesinlikle grip aşısı olmaları gerekir , çünkü yaşlılar bu tür rahatsızlıklara yakalandıklarında gençlere oranla çok daha geç ve ağır atlatabilmektedirler.

Bunun yanı sıra kronik yatalak hasta olan insanlarda grip aşısı olmak zorundadırlar. Az önce de söylediğimiz gibi bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve grip riski taşıyan anne adayları kesinlikle aşı olmalıdır. Özellikle anne adayları grip aşısı olarak gripten korunmalıdırlar. Çünkü geçirecekleri grip ile vücutları bitkin düşebilir , buda bebeğin gelişimi ve bakımı açısından anne adayını sıkıntılı bir sürece itebilir.

Uzun süre aspirin tedavisi gören kişilerde risk grubundadırlar.

Yan etkileri diğerlerine göre çok daha az olan aşıları çocuklara uygulamak çok daha doğru olur. Çünkü aşının olumsuz yan etkileri , çocuğun durumunun daha da kötüye gitmesine sebep olabilir.

Aşı olduktan sonra hastalıktan kesinlikle korunduğunuzu düşünmemelisiniz. Özellikle kış mevsiminde bol bol meyve ve sebze tüketerek vücuda gerekli vitamini sağlamalısınız. Grip aşısı olan kişilerde de grip vakası görülebilir , fakat aşı olan bir kişi ile olmayan kişi arasında oldukça fazla fark vardır. Aşı olan birisi % 80 ‘ e kadar grip riskinden uzaktadır.
Cep telefonları kanser yapar mı?

Onkoloji enstitülerinde yapılan labaratuvar çalışmalarında cep telefonlarının yaydığı radyasyonun kansere yol açtığı şimdiye kadar bilimsel olarak kanıtlanamamış veya istatistiki olarak gösterilememiştir. Çalışmalar hâlâ sürmektedir.

Çok yüksek radyasyon seviyelerinin insanlarda zararlı etkilere neden olduğu bilinmektedir. Ancak burada sözü edilen "yüksek radyasyon seviyesi" ile cep telefonları değil çok güçlü UHF/VHF televizyon vericileri, FM radyo vericileri ve radarlar kastedilmektedir. En çok korkulması gerekenler bunlardır.

Örneğin İstanbul Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'nın UHF/VHF televizyon vericilerinin bulunduğu Çamlıca'da yaptığı çalışmalarda bu radyasyonun etkisi altında yaşayan insanların vücut sıcaklıklarının 2 derece daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Cep telefonuyla 6 dakikadan uzun konuşulmamalıdır. Oysa cep telefonuyla yapılan görüşmelerde eğer konuşma süresi 6 dakikayı geçmişse, sadece telefonun en yakın etkilediği kulak çevresindeki ve beyindeki dokularda yalnızca 0.5 derecelik bir sıcaklık artışı meydana gelir. 6 dakikadan daha kısa süren görüşmelerde böyle bir sıcaklık artışı meydana gelmez.

Vücut ısısının yarım derece artması ile kanser arasında bir ilişki yoktur. Sıcaklık artışının vücuda hangi olumsuz etkileri olduğu henüz bilinmemektedir. Belki de vücudun dengesini bozuyor diye düşünülebilir. Fakat ortada cep telefonuyla meydana geldiği kanıtlanabilmiş başka bir hastalık da yoktur.
Hafızamı güçlendirme

Unutkanlıktan mı yakınıyorsunuz. Daha önce tanıştığınız insanları tekrar gördüğünüzde isimlerini hatırlamakta zorluk mu çekiyorsunuz? O zaman bu yazıyı okumanızda fayda var.

Cambridge Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma sonucuna göre düzenli olarak yapılan egzersiz hareketleri, insan beyninde bulunan gri maddenin büyümesini sağlıyor ve buna bağlı olarak da hafızanın güçlemesini sağlıyor.

Öncelikle hafıza nedir isterseniz onu irdeleyelim.

Hafıza, en temel anlatımla geçmişte yaşadığımız akılsal eylemleri, daha sonra hatırlamaktır diyebiliriz. Beynimiz yaşadığımız olayları elektrik sinyalleriyle beynimize depolar. Anıların hafızamızda tutulma süresi de beynimize depolanmasıyla alâkalıdır.

Kısa Süreli Hafıza Nedir?
Örneğin bir markete gittiniz, benzer bir ürünün fiyatına baktınız, ardından diğer ürünün fiyatıyla kıyasladınız. Bu depolama türü kısa süreli hafızaya örnek olraak gösterilebilir. Ürünlerin fiyatları karşılaştırıldıktan sonra tutulan verinin değeri azalır.

Uzun Süreli Hafıza Nedir?
Bu hafıza türü sizde iz bırakan olayları anımsamaktır. Duygusal etki bırakan olaylar sebebiyet verir. Çocukluğunuzda izlediğiniz bir çizgi film kahramanı, ilk bisikletiniz, dedeniz, ilkokul öğretmeniniz gibi anılar uzun süreli hafıza örnekleri olaarak verilebilir.

Sipariş Listenizi Unutmaya Son
Alışverişe çıkmaya karar verdiğinizde almayı düşündüğünüz ürünleri, markete gittiğinizde unutuyor musunuz? Öyleyse şu yöntemi deneyin. Örneğin, tavuk mu alacaksınız. Tavuğu omuzunuza taşıyor olduğunuzu hayal edin. Alacağınız ürünleri vücudunuzun organlarıyla bağlantı kurarak hayal ederseniz alışveriş listenizi hatırlamanız kolay olacaktır.
zayiflama